yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2017 Pazartesi

Mutluluk Veren Yiyecekler

20 Mart 2017 Pazartesi
mutluluk veren yiyecekler
Belki de en ihtiyaç duyduğumuz şeylerden birisidir mutluluk.. Bir avuç mutluluk. Ne dersiniz? Yiyeceklerle bunu sağlayabilir miyiz? Belki de bir avuç mutluluk, avucumuzda duran bir avuç yiyecektir.

Mutluluk veren yiyecekler:
*Bitter Çikolata: Bitterini ben pek tüketemesem de aslında çikolatayı severim. Ama gelin görün ki, çikolatanın bitteri makbul. Bitter çikolata enerji verir, konsantrasyon kaybını önler ve mutluluk verir. Cilde, damarlara ve dokulara faydası vardır. Diğer tatlılara oranla kan şekerini hızlı yükseltmez. Tabi yine de ölçülü tüketmekte fayda var.

*Yoğurt: Vücuttaki yağları çok çabuk yakar ve sindirimi hızlandırır. Kemik ve diş gelişimi için gerekli kalsiyum gibi elementler sayesinde beslenmede önemli etkisi bulunan ve fit kalmayı sağlayan yoğurdun, hal böyle iken mutluluk vermemesi mümkün değil.

*Kuşkonmaz: Depresyonu önler, serotonin ( insanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren bir nörotransmitter) salınımını güçlendirir ve mutluluk verir.
balın faydaları

*Bal: Sinirleri yatıştırır ve rahatlatır. Depresyonu önler. Şeker gibi vücutta yağ yapmaz ve damarlara etki etmez. Bu özelliği ile normal şekerden daha iyi bir şeker kaynağıdır.

*Süt: Sütün rahatlatıcı etkileri oldukça fazladır. Kan basıncını düşürür, şekeri dengeler, kasları güçlendirir. B12 vitamini, protein ve kalsiyum kaynağıdır. Sağlıklı ve güçlü bir vücuda sahip olmak, beraberinde de mutlu olmayı getirmez mi?

*Yulaf: Yulaf da kuşkonmaz gibi  serotonin salınımını güçlendirir ve mutluluk verir. Lif kaynağı bir besin maddesi olduğu için de oldukça sağlıklıdır..

Besinlerden gereken desteği sağladıktan sonra sanırım iş biraz da bize düşüyor.. Mutluluğu elde etmek hem çok kolay, bir o kadar da zor olabilir bazen. Her şeyden önce bunu istemek ve bu uğurda çaba sarf etmek gerekiyor.

Mutluluğunuz, mutluluk verenleriniz çok olsun..
Sevgiyle kalın.
Devamını Oku »

9 Şubat 2017 Perşembe

Evlendirme Programları Zuhal Topal

9 Şubat 2017 Perşembe
zuhal-topal-evlendirme-programları
Ciddi anlamda tepki de çekse evlendirme programları hayli reyting alıyor, geniş bir izlenme potansiyeline sahip ki; hala izleniyor. Öyle böyle değil, ciddi anlamda izleniyor. Doğruluğu, yanlışlığı eleştiriye açık, tartışılır. Ben çok sıcak bakmıyorum her gün, birden çok kanalda evlilik programları olmasına. Sürekli kavga, hır gür, bağrış çağrış güpe gündüz.. Sonra kıskandırma mı dersiniz, her gün başka biri ile görüşme mi dersiniz, bu gün seviyorum ölüyorum deyip, ertesi gün bir başkasına vurulma mı dersiniz, genci yaşlısı ilginç ilginç evlilik kriterleri sunmaları mı dersiniz, saygı barındırmayan konuşma üslupları mı dersiniz. Ne dersek diyelim, sonuçta varlar ve izleniyorlar. Toplum nereye gidiyor sorusunun karşılığı muamma. Bir yanımız kırık dökük, bir yanımız aşkta meşkte. Acısı da tatlısı da, doğrusu da yanlışı da iç içe.

Ben bunca tespiti nasıl yaptım o halde. Madem onaylamıyorum, oturup da izledim mi? Vakit mi ayırdım onca saat? Hayır tabi, ne mümkün? Zaten bizim toplumumuz evlendirme programı izlemez. (Benim gibi.) :) E bir de oğlum Ali faktörü var; Onunla ilgilenirken iki ara bir dereye işi gücü sıkıştırıveriyorum. Ama bir de Zuhal Topal var ki; ona hayranım. Ali azcık kendi halinde oyuna dalsa 5 dakikacık da olsa onun programını açıveriyorum. Enerjisine bayılıyorum. Rol aldığı, hayat verdiği karakterlerde, dizilerinde hep bir sıcaklık sezdim. Bulunduğu projelere hep renk katmıştır Zuhal Topal. Yani benim evlendirme programlarına bakış açım da Zuhal Topal'dan ibaret. Onu hayran hayran izlerken geniş insan profilleri de giriyor tabi kadraja. Çoğu zaman yalan gözler, yalan gülüşler, yalan bakışlar, yalan sözler.. Dünyanın haline bakınca neler neler var içimizi yakan ama öte yandan popüler kültür görevini yerine getirmeye devam ediyor.. Tabi arz-talep meselesi.. Var olan izleniyor. İzlenilen de üretilmeye devam ediyor. Bunun sonu var mı bilmiyorum ama şu aralar tvlerin en gözdeleri dizilerden sonra evlendirme programları.. Adaylar da zaten bir zaman sonra aday arama işini alışkanlığa döndürüyorlar. O da oluyor mu bir dizi..

Onlar adaylarını araya dursunlar. Ben ara sıra bakıp Zuhal Topal'ın enerjisinden, sıcaklığından azcık alsam yeter..:)
Sevgiyle kalın.
Devamını Oku »

29 Şubat 2016 Pazartesi

Adana Dinozor Parkı Adana Jurassic Park

29 Şubat 2016 Pazartesi
adana dinozor parkı

Yukarıdaki fotoğrafta oğlumun Adana Dinozor Parkı'nda dinozorlarla ilk imtihanını görüyorsunuz. 'Beni yerler mi acaba' düşüncesiyle kıvrandı bir süre.. Ama çok da dayanamadı. Çünkü dinozorlara müthiş bir ilgisi var. Sonra baya samimi oldular. Dinozorlara olan ilgisinden dolayı kalkıp gidelim dedik Adana Jurassic Park'a. Güzel havadan da istifade ettik. Aman Allah'ım o ne sıcak.

Sanırım her yaz bizim buralarda artık bir klasik haline gelen "Ömrümde böyle sıcak bir yaz görmedim. Bu yaz öncekilerden daha sıcak." sözleri yine tekrarlanacak. Çünkü ben böyle sıcak Şubat görmedim. Sıcağın arkasında yağmur gelir derler. Ama o yağmurlar da ancak 1-2 gün serinletir. Sonra yine yakıcı sıcaklar. İşte ben bu yüzden yaz mevsimiyle aramı bir türlü düzeltemedim. Baharları severim halbuki. Ama gel gör ki Adana'da ilkbahar görmeden direk yaza atlıyoruz. Sıcak dediğimde öyle sadece öf püf dedirtecek bir sıcak değil. Diret olarak oturduğumuz yerde eriyoruz yani. Klimalar ortamı soğutamıyor.. O derece..

Konumuz olan dinozorlardan uzaklaştım sanırım. Dünkü sıcağı görünce.. Aklım orada takılıp kaldı. Ama dinozorlar parkındaki eğlencemiz bir harikaydı. Eğlence diyorum çünkü gerçekten çok eğlendik. Evet biz büyükler de eğlendik. Park oldukça geniş.. Dinozorları hareketlendirmişler.. Bir de seslerini yüklemişler.. Bu da durumu daha ilgi çekici hale getiriyor.. Bazı dinozorları hareketsiz bırakmışlar. Elektrik aksamı kurmamışlar. Bunlara çocuklar yaklaşabiliyor, dokunabiliyor ve hatta üzerine bile çıkabiliyorlar..

Ne çok dinozor türü varmış. Her dinozorun önünde bir nevi kimlik belgesi görevi gören bilgilendirmeler var.. Ama ne yalan söyleyeyim onlara bakıp inceleyemedim bile. Direkt olarak fotoğraf ve video çekme işine koyuldum.
adana jurassic park

Bir de you tube kanalıma video yükledim. Dinozorların hareketli halleri bu videoda görülebiliyor. Bu bağlantıya giderek videoyu izleyebilirsiniz. Bir de resimlereden oluşan bir video hazırladım. O da bu bağlantıda.. Size iyi seyirler dilerim..
Sevgiyle kalın...
Devamını Oku »

17 Temmuz 2015 Cuma

Ramazan Bayramının Anlamı

17 Temmuz 2015 Cuma
ramazan bayramının anlamı
Ramazan ayı boyunca oruç tutarak, iman ederek Rabb'in rızasını; yardımlaşarak, fitre-zekat vererek kulun rızasını kazanmak, bayramla neticeleniyor dinimizde. Ramazan bayramının anlamı, bir açıdan bakınca bir ay boyunca tutulan oruç ibadetini yerine getirmenin sevici; bir açıdan bakınca da bir arada olmak, büyüklerin gönlünü, küçüklerin sevgisini kazanmaktır.

Bayram ziyaretleri ile belki iş-güç yoğunluğundan, belki de uzak olmaktan dolayı bir araya gelemeyen dostar, akrabalar görüşme fırsatı bulur. Küçüklere bayram harçlıkları, şeker verip sevindirilir. Büyükler ziyaret edilerek gönülleri alınır. Dargınlıklar unutulur. İmkan yettiğince hediyeleşilir.

Bayram günü erken kalmak, temiz giyinmek, bayram coşkusunu önce aile içinde sonra da konu-komşu, akraba ile yaşamak, kapı çalan çocukları şeker ve harçlıkla sevindirmek bayramın ruhunu yaşamak ve yaşatmak için yapılabilecek şeylerdir. Ramazan ayı boyunca olduğu gibi Ramazan Bayramında da yoksul kimseler unutulmamalı, incitmeden ve göstermeden yardımlar yapılmalıdır. Zaten bayramlar dinimizin bizlere sağladığı iman-ibadet-yardımlaşma-dayanışma zincirinin bir halkasıdır.

Ramazan bayramının anlamını, unutulmaya yüz tutan değerleri gelecek nesillere aktarmak ve yaşatmak, bugünün yetişkinlerinin borcudur. Gerek milli gerekse dini değerlerimize sahip çıkıp onları yaşatırsak daha güçlü ve daha sağlam oluruz. Biz çocuklarımıza öğretelim ki, onlar da kendilerinden sonra gelen kuşaklara öz değerlerimizi aktarabilsinler.

Bayramın tüm dünyaya huzur, sağlık, güven, mutluluk ve barış getirmesini diliyorum. Bayramınız kutlu olsun. Sevgiyle kalın.
Devamını Oku »

8 Mart 2015 Pazar

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

8 Mart 2015 Pazar
kadınlar günü
Dünya Kadınlar Günü kulu olsun.

Yazıma bir kutlama mesajı ile başlayınca, bu mesajın içeriğine de değinmek istiyorum.

Kadın anne, kadın eş, kadın evlat, kadın dost; kimi zaman doktor, kimi zaman öğretmen, kimi zaman evinde, kimi zaman tarlada işçi. Temizlik ondan sorulur; aşçıdır aynı zamanda kadın.

Her şeyi düşünür, düzenler, tertipler. Hiçbir şeyi eksik etmez kadın. Uğraşır, didinir kendinden başka herkesi mutlu etmek için.

Kendimden biliyorum: Evladı düşüp dizini incitse, O'ndan evvel ahhhh! der kadın. Yemek yetiştireyim diye zamanla yarışır. Gönül, hatır kırmaz kadın. İncitmez, incinmeyi de sevmediği için.

Çiçeği dalından koparmaz; canı vardır, Toprak Ana yetiştirmiş diye. Acısını, kederini sinesinde taşır kadın, başkasına ağır gelmesin diye.

Anlatmakla biter mi? İşte budur kadın.

Peki nedir Dünya Kadınlar Günü?

  • Sıradan bir güne verilmiş bir isim mi? Hayır.

  • Kadının değerinin bir günlük sembolik ifadelerle anlaşılacağının düşünüldüğü bir gün mü? Hayır.

  • Kadınların bir güne mahsus değer gördüğü, anlam kazandığı bir gün mü? Hayır.

  • Emeklerin karşılık bulduğu bir gün mü? Hayır.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, maalesef acı bir olayın izlerini geçmişten taşıyıp getirir bugünlere:

  • Yıl 1857.

  • Günlerden 8 Mart.

  • Yer: New York'ta bir tekstil fabrikası.

  • Eylem: İşçi kadınların grevi.

  • Sebep: Daha iyi çalışma koşullarına kavuşmak.
    O yılları düşünün. Bir fabrika düşünün. Çalışma koşullarını gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Bunu yaparken bugün, kadınların çalışma şartlarını da düşünürseniz, o günkü durumu daha iyi idrak etme şansınız olur.

  • Olayın seyri: Çalışma koşullarının iyileştirilmesi için eylem yapan kadın işçilere polisler saldırdı. Dahası, onları fabrikaya kilitledi ve kaçamamaları için barikatlar kurdu. Ve bu sırada talihsiz bir olay yaşandı: Fabrikada yangın çıktı.

  • Sonuç: Barikatları aşamayan kadın işçilerin 129'u, oracıkta yanarak hayatını kaybetti.
1910 yılında Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, Danimarka'nın Kopenhag kentinde düzenlenen 2. Enternasyonal’e bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda bu durumu tekrar dile getirdi.

8 Mart 1857 tarihinde, yalnızca biraz daha insani koşullarda yaşamak isteğini belirten talihsiz kadınların anısına, 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını önerdi. Bu öneri oy birliği ile kabul edildi.

İşte o gün bu gündür, 8 Mart, tüm dünyada Kadınlar Günü olarak kutlanır.

Aslında bugün kadın emekçiler günüdür.

Kadın her çağda, her dönemde emekçidir. Ve maalesef bu emekler suistimale açık kalmış her dönemde.

Kadın ezilmiş, sosyal hakları elinden alınmış, çalışma koşulları kısıtlanmış, yaşam koşulları kısıtlanmış.

Kadın dövülmüş, kadın yakılmış, kadın katledilmiş.

Ama kadın emek etmekten, özveriden, gayret göstermekten vazgeçmemiş.

Yalnızca kendi adının geçtiği bir anma gününün buruk tadını çıkarmaya çalışmak bile yetmiş kadına.

8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun. Emekçi Kadınlar Gününüz kutlu olsun. Kadınlar hak ettiği değere kavuşsun. Ezilmesin, dövülmesin, yakılmasın, katledilmesin.

En güzel nesillerin, yarınların mimarının kadınlar olduğu unutulmasın.

Ama yine de kadınlar 8 Mart'ta bir tek gül tanesi ile de olsa özel hissetsin.

Sevgiyle kalın....
Devamını Oku »

7 Aralık 2014 Pazar

Renklerin Kişiliğe Etkileri Renklerin Önemi

7 Aralık 2014 Pazar
renklerin kişiliğe etkileri renklerin önemi
SİZ HANGİ RENKSİNİZ?

Canlı-cansız, koyu-açık, soğuk-sıcak pek çok renk doğada ve hayatın içinde. Evimizde, eşyalarımızda, giysilerimizde, mutfağımızda sebzede-meyvede, sokakta, markette her yerde renkler. Belki de kişiliğimizde, ta içimizde. Evinizin tasarımına hangi renk hakim? Giysi dolabınız hangi renklerle dolu? Mağazaya girdiğinizde gözünüz hangi renk giysiyi arıyor? Masmavi gökyüzüne dalıp gitmeyi mi tercih edersiniz yoksa yemyeşil bir kıra mı? Bakalım siz hangi renksiniz:

Renklerin Kişiliğe Etkileri:

MAVİ: Özgürlüğe düşkündürler. Bu yüzden sınırlandırılmaktan hoşlanmazlar. Yaratıcı, mantıklı, sezgileri güçlü ve olumlu kişilerdir. Bir işe başlarken isteklidirler, ama işi bitirmek konusunda böyle istekli olmayabilirler.

KIRMIZI: Öz güven sahibidirler. Kırmızı liderlerin rengidir. Bu rengi sevenler karizmatik, sorumluluk sahibi, hırslı, kararlı ve başarılı kişilerdir. İlişkilerini sevgi üzerine kurarlar. Sinirlilik ve bencilliğin olumsuz yönleri olduğunu söyleyebiliriz.

TURUNCU: Uyumlu, sosyal, ayakları yere basan, kibar, sevgi dolu, cesur ve merhametli kişilerdir. Tembellik ve bazen karşılarındaki kişileri önemsememeleri ise olumsuz taraflarıdır.

SARI: Sezgileri ve düşünce gücü yüksek insanlardır. Azimli, pratik zekalı, iyimser ve duyarlıdırlar. En sevdiği renk sarı olan kişilerin entelektüel yönleri gelişmiştir. Utangaçlıklarını ve başları sıkışınca yalana baş vurabilme özelliklerini olumsuz taraflarından sayabiliriz.

YEŞİL: İyimser, öz güven sahibi, kontrolünü kaybetmeyen, dayanıklı kişilerdir. Çevrelerindeki insanlara yardım etmekten hoşlanan, dost canlısı kişilerdir. Olumsuz tarafları ise esnek davranamamalarıdır.

MOR: Mor rengi seven kişilerin sezgileri kuvvetlidir. İnsanlar üzerinde etki sahibi olmaktan hoşlanan ve bunu başaran kişilerdir. Gün içerisinde değişkenlik gösterebilirler. Kendini beğenmiş tavırlarını olumsuz yönleri olarak görebiliriz.

SİYAH: Siyah, güçlü, hırslı, otoriter kişilerin rengi. Eğer kişi tamamen siyah giyinmekten hoşlanıyorsa kin ve nefret duygularına hakim olduğu söylenebilir.

BEYAZ: Olumsuz yönleri yok denecek kadar az olan bu kişiler dürüst; saf; sezgileri yoğun ve alçak gönüllü kişilerdir. 

PEMBE: Sevgi dolu, alçak gönüllü, utangaç yapıdadırlar. Verdikleri kararların sonuna kadar arkasında durur, risk almaktan korkmazlar. Olumsuz tarafları ise kimseye yok diyememeleridir.
GRİ: Korkunun, olumsuz duyguların, hayal gücü yoksunluğunun rengidir. Bu rengi sevenlerin temkinli, meraklı ve araştırmacı olmadığı ifade edilir.

KAHVERENGİ: Bu rengi sevenlerin kendisine yakın insanların arkadaşlığına, kendisini güvende hissedeceği ortamlara ve rahatlamaya ihtiyaçları vardır.

LACİVERT - ÇİVİT MAVİSİ: Merhametli olmanın, mükemmeliyetçiliğin, sorumluluk sahibi olmanın rengidir. Hayır diyememek olumsuz taraflarıdır.

ALTIN: Sabırlı, idealist ve becerikli insanların rengidir altın. Büyük idealleri vardır. Genel olarak pozitif olan bu kişiler,er ya da geç ideallerine kavuşurlar.

GÜMÜŞ: Becerikli, aynı anda pek çok işle uğraşabilen, enerjik, altıncı hisleri kuvvetli insanlardır.

BRONZ: Şefkatli,sevgi dolu, duyarlı insanların rengidir bronz. Hayır diyemeyen kişilerle aynı gruptadılar.
Devamını Oku »

30 Kasım 2014 Pazar

Anne Olmak

30 Kasım 2014 Pazar
anne olmak
 Anne olmaktarifsiz bir duygu, tarifsiz bir mutluluk. "Çok mutluyum"un üstünde bir mutluluk. Doğmasını sabırsızlıkla beklediği o minik bedenin minik ellerine dokunup; yumuk gözlerine bakınca anlıyor insan aslında kendisinin de yeniden doğduğunu. Onunla yeniden doğmak, yeniden büyümek ve aslında onunla var olduğunu hissetmek. Onunla var olmak; çünkü asıl şimdi başlıyor hayat: Emek, fedakarlık, özveri, kendinden çok başkasını düşünmek, önemsemek, onun için endişelenmek, güçlü olmayı öğrenmek, düştüğü zaman ondan önce ahh! demek anne olmak. En sevdiğin uykundan, en sevdiğin yemekten, müzikten, gezmekten, eğlenmekten her şeyden vazgeçmek. Yaşadığın anı onunla doldurmak, onunla güzelleştirmek, onunla daha yaşanabilir hale getirmek, anı ıskalamamak, bugünü kaçırmamak... Gözünün önünde yeşerip büyüyen o ağacın gölgesine sığınıp derin bir nefes çektiğinde, o harika kokuyu duymak anne olmak...

Büyütme süreci elbette yorucu, sıkıntılı biraz. Ama hepsi geçiyor, unutuluyor. Çünkü bir tebessüm, bir sarılış, bir "annem benim" diyen ses, unutturur çekilen sıkıntıları. Her gün değişiyor, her gün gelişiyorlar. Yani her gün bir yenilik bekliyor bizleri. Her gün bir yenilik yaşama şansını başka türlü elde edebileceğimizi zannetmiyorum. Emin olun koca bir servet bile buna yetmez. Yani asıl servet, her akşam çocuk odasının yatağında uyuyor. Sabah kahvaltı masasına bizimle oturuyor. Gün içinde sürekli olarak "o servet için daha fazla ne yapabilirim?" diye düşünürken buluyorum kendimi.

Ben bu servete pek erken kavuştum. Önce meleklerimi aldım kucağıma. Tam onlarla büyüdüm derken yıllar sonra miniğim evimizin havasına biraz daha neşe kattı. Her defasında yeniden doğdum, yeniden var oldum. 

Şunu öğrendim: Bu günü yarına ertelememek gerek. Çünkü bu gün yarına kalmaz, biter. Bu gün yaptıysan yapacağını, sen kazandın. Yapmadıysan yarın, bu gün olmayacak. Mevcut işler güçler sadece bizi oyalar. Pek fazla bir şey kazandırmaz. Neticede çocuklar yarına ertelenmiş olur. Hayır. Ertelenmemeli. Bu gün onların bize ihtiyacı var. Bu gün onlar için yapılabilecek bir şeyler var. Bu gün onlarla yaşanacak farklı güzellikler var. Bu gün onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Çocuk olmayı, gülmeyi, oynamayı,eğlenmeyi, sabretmeyi, insan olmayı biz aslında onlardan öğreniyoruz. İçi boş kavramların içini biz onlardan öğrendiklerimizle dolduruyoruz. Onlar bunun pek farkında olmazlar. Bizim onları büyüttüğümüzü, çok şey öğrettiğimizi zannederler. Ama tam tersi. Onlar bizi büyütür ve çok şey öğretir. 

Mesela; bu gün bana, onlarla güzel vakit geçirirken bu yazıyı yazabileceğimi gösterdiler; bana fırsat tanıyarak.

Ben bütün çocukları seviyorum. Gözlerindeki ışığı, kalplerindeki saflığı, masumiyeti, temizliği seviyorum. Hepsi için güzel yarınlar temenni ediyorum. Kendi meleklerime de bana bu hisleri yaşattıkları için teşekkür ediyorum. 

İyi ki varsınız.
Devamını Oku »

Sosyal Ağlar