biz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
biz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2016 Cumartesi

Mim Yazısı: Ben Kimim?

28 Mayıs 2016 Cumartesi
mim yazısı ben kimim

Çok değerli arkadaşım Sevgili Tigris'in daveti ile uzun bir aradan sonra tekrar bir mim yazısıyla sizlerleyim. Konumuz "ben kimim?". Acaba ben kimim? İnanın yazarken ne gibi şeyler anlatacağımı bilmiyorum. Her şey akışına göre gelişecek. İki gündür ne yazsam, nasıl yazsam diye düşünüyordum. Bir türlü toparlayamadım. Ben de geçeyim klavyenin başına, içimden geldiği gibi yazayım dedim.

Taa 1980 yılının sıcak bir Ağustos gününde dünyaya geldiğimden midir bilmem, sıcakları pek sevmem. Ama sıcak kanlı, samimi insanları severim. Kalpteki ışığı gözden hissederek bulurum yolumu. İşte Adana sıcağının ve güneşin ışığının bende bıraktığı etki budur.

3 çocuklu bir ailenin ilk çocuğu, tek kızıyım. Ablayım, anneyim, halayım, evladım, yengeyim, eşim ve olabildiğim kadar da benim. Çocukluğum dedemlerin bahçesinde çamur ve otlarla yaptığımız oyunlar oynayarak geçti çoğu zaman. Dut ağacına yaptığımız salıncaktan düşmüşlüğüm de çoktur. Korka korka tırmandım ağaçlara. Ama başardım sanırım. Okul hayatım hızlı hızlı ilerleyip beni bir meslek lisesinin koridorlarına getirdi. Banka stajyeri olarak çalıştım son sınıfta. Lisede fena bir öğrenci değildim. 1,5 yıl da muhasebe bürosunda çalıştım. Dedim ya hızlı ilerledi her şey. Başladığım üniversite hayatımı yarıda bırakarak evlenip anne oldum erkenden. Sonradan yakaladım tabi üniversiteyi. Tuttum bir ucundan ve İşletme fakültesinde tamamladım lisans öğrenimimi. Çocuklarımla birlikte büyüdüm, birlikte okudum, birlikte adımladım yolu, birlikte öğreniyoruz hayatı. Kızlarımla geçirdiğim dolu dolu yılların ardından bir de miniğimiz Alimiz geldi girdi hayatımıza; evimizi şenlendirdi. Vaktimin büyük bölümünü onunla geçiriyorum.

Ve tabi blog da yazıyorum 1,5 yıldır. Tesadüfen girdim blog dünyasında nedir, ne değildir diye aylarca bilgisayar başında sabahlayarak, emekleyerek buldum yolumu. Güzel insanlar tanıdım. Yazmak meğer ne güzel bir uğraşmış. Neden daha önce düşmemiş yolum buralara diye de sordum zaman zaman kendime.

Büyük hayallerim veya hedeflerim yok. Çocuklarımın iyi eğitim alarak doğru, düzgün, kendilerine ve çevrelerine faydalı, inançlı, azimli, ayakları yere basan, aydın birer birey olmaları en büyük gayem ve çabam diyebilirim. Bunun yanı sıra kendim için de bir hayal ve hedef koydum önüme. Minik, mini minicik de olsa bir pastanem olmasını istiyorum. Olup olmayacağını inanın ben de bilmiyorum. Ama hayatla çok mücadele verdim. KPSS'si, özeli, tüzeli, hepsini aştık artık. Bundan sonra ancak hamur işi bizi paklar..:) Zaman ne gösterecek bakalım. Bir de en büyük tutkum ve hayalim olan tiyatro aşkını, zaman zaman çocuklarımla gittiğim oyunlarda dindirmeye çalışıyorum.

Hayatta herkesi seven, sevebilen, kendimden çok başkalarını düşünen, değer veren, kıymet veren, emek veren, çocukların gözündeki ışıltıyı gören, geleceğin o gözlerde saklı olduğunu hisseden ve hayata o çocuk gözlerle bakmaya çalışan biriyim.

İyilik, güzellik, mutluluk, huzur, barış, aydınlık bu yazı vesilesiyle benim evrene, tüm insanlık adına gönderdiğim duam olsun.
Sevgiyle kalın.
Devamını Oku »

6 Ocak 2016 Çarşamba

En Sevdiğim (Mim)

6 Ocak 2016 Çarşamba

Sevgili Cefe Tigris kendi hazırladığı sorularla yeni bir mim başlatmış. Gönülden bağlarımızı karşılıklı hissettiğimiz bu Can'ım arkadaşım hem beni de mimine davet etmiş; hem de sorularında Renkli Pasta Sepetini işlemiş. Yazısına bu bağlantıdan ulaşabilir; Renkli Pasta Sepeti ile ilgili görüşlerini okuyabilirsiniz.

Bu mim davetini yerine getirmek için bir blog seçmem gerekiyor. Ama düşününce birkaç blog aklımdan geçiyor ve ben işin işinden çıkamıyorum. Kendimce şöyle bir çözüm yolu buldum. Bir değil iki blogu sorularda işleyip, diğerlerini de mime davet ederek birer cümle ile özetlemeye çalışacağım.

İki blog seçtim: Cafe Tigris ve Haber Seyri.. İkisini birbirinden hiç ayıramıyorum. Bu yüzden bu iki blogu en sevdiğim blog kategorisinde birlikte işliyorum.

1-) En sevdiğiniz blog hangisi?
Cafe Tigris
Haber Seyri

2-) Bu blogu nasıl keşfettiniz?
Cafe Tigris- Cafe Tigris'in ilk önce Google+ 'daki Cafe Tigris isimli gurubunu keşfettim. Gurubuna gönderdiğim bir yazımın yorum bölümüne sevgi dolu, sevgiyle kucaklayan, gönlüyle yazıp hissettiren bir hoşgeldin mesajı yazmıştı. Ben de bu sıcacık sevgiyi çok çabuk hissettim ve O'nu daha yakından tanımak için blogunu da takibe aldım ve bunu da iyi ki yaptım. Blogunda kimi zaman bir anaokulu öğretmeninin minikleriyle yaşadıklarına, kimi zaman hayat tecribelerine tanık oluyor; zaman zaman bir kahve içimlik sohbet sıcaklığını hissediyorum.

Haber Seyri- Haber Seyri'ni de Google+ 'da tanıdım önce. Paylaşımlarıma yaptığı yorumlardan dolayı kendisini tanımak istedim. Profil fotoğrafındaki dik ve vakur duruşuyla tebessümü, kendisine karşı içten gelen bir yakınlık duymama sebep oldu. Bu şekilde blogunu da takibe aldım. O'nun sayesinde farklı yemek tarifleri, birbirinden güzel sunumlar öğreniyor; her hafta vizyona girecek filmlerin haberini ilk olarak O'ndan alıyorum.

3-)Blogda dikkatinizi çeken ilk şey ne oldu?
Cafe Tigris- Blogundaki ışıl ışıl resimlere insanın baktıkça bakası geliyor. Her resim ayrı bir hikaye anlatıyor sanki. Ve ben de blog yazısı ile birlikte o resimlerdeki hikayeyi de okuyorum.

Haber Seyri- Sade bir yapıdaki blogunda Türkiye ve Dünya Gündemi başlığı altında pek çok blogdan haberler de aktarıyor bizlere. Çok yönlü bir blog..

4-) Blogda en beğendiğiniz yayın hangisi?
Cafe Tigris- Bayram Tebrik Kartı
Haber Seyri- Kağıt Helvalı Pasta

5-) Blogda en beğenmediğiniz şey nedir?
Cafe Tigris- Bu soru üzerine sayfayı uzunca inceledim. Aslında çok dikkat çekmeyen (ki daha önce benim de dikkatimi çekmemiş) sağ taraftaki bannerler biraz karışık.

Haber Seyri- Blogger'in bizden sayfamıza eklememizi istediği çerezlerle ilgili uyarıya benim gözüm hala alışmadı. Ama sanırım zamanla hepimiz bu iletiyi sayfalarımıza eklemek durumunda kalacağız.

6-) Blogla ilgili bir tavsiyede bulunmak isteseniz bu ne olurdu?
Cafe Tigris- Karışık dediğim bannerlerin toparlanmasını isteyebilirim. Ama sayfanın biraz alt kısımlarına düştüğü için çok da sorun değil.

Haber Seyri- Sayfanın alt kısmınında olduğu için rahatsız etmeyen Test Footer başlıkları belki kaldırılabilir.

7-) Tavsiye edebileceğiniz bloglar hangileri?

Renkli Mutfak- Benim isim ortağım.:) Minik bir bebeği var artık. Zamanının çoğunu ona ayırıyor. Rengarenk sayfası ve birbirinden güzel tarifleri görülmeye değer.

by Nilgün Özen Aydın- Şıklık ve zarafetin, moda ve trendlerin adresi. Ve içinin güzelliği yüzüne yansıyan sevgili Nilgün Özen Aydın.

Kafası Karışık Blog- Aslında kafsının karışık olduğu falan yok bana göre. Gönlü dolu dolu. Çok hızlı kitap okur. Müthiş bir kitap arşivi olduğunu tahmin edebiliyorum.

Sosyal Medya Kafe- Benim de yazdığım bir sayfa bu. Yazar kadrosu geniş bir blogdur. Aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Blogun asıl sahibi ve baş yazarı Sevgili Sibel hakkında bir-iki şey söyleyeyim: Bir çocuk vardır ya hani; yeni yeni yürümeyi öğrenen. Zoraki tutunduğu kanepenin kenarından eli kayar da sonra tekrar kalkıp tutunuverir. Ama bakar ki acaba beni bir tutacak var mı buralarda diye.. İşte Sibel de böyledir benim için. Blog dünyasına ilk girdiğim zamanlarda ilk tanıdığım isimlerden biriydi O. Ve Benim elim kaydıkça kanepeden, bilirdim ki Sibel orada..:) Hakkını ödeyemem.. Çok teşekkürler..

Söz Sanatı- Blogun ismi bu. İşte bunun üstüne söyleyecek başka bir şey yok. O Söz Sanatı. Kalbi ile kalemini birleştirmiş, gönlünden satırlar dökülür, O yazar. Kelimelerin ve hislerin dünyasında boğulmak isteyenlerin okuması gereken bir blog.

Berika'nın Günlüğü- Bir yazısında benden 'toprağım' diye söz eder.:) O da benim gibi Adana'lı. Henüz yüzyüze görüşmek kısmet olmadı. Ama İnşallah bir gün o da olur. His dünyası geniş, gönül gözü açık, sevgi dolu kalbiyle bizlere blogundan seslenen sevgili Berika... TOPRAĞIM:::)

Sevdican- Oğullarımız yaşıt sayılır. Birlikte yaptıkları etkinleri merakla takip ediyorum. Blogunda yaşama dair her şeyi bulmak mümkün.

Acemi Demirci- Doğa ve tabiat ana O'nun resimleri ve yazılarıyla dile geliyor. Ve ben bu yazıları okumaktan büyük keyif alıyorum. Resimlere dalıp gittiğim de olur zaman zaman.

Karasal Anten- Çoğu zaman doğa üstü olayları konu alan yazılarını okumak oldukça heyecan verici. Türk Sinemasından Unutulmaz Sahneler ve Canım Ülkemden İlginç Haberler isimli yazıları da benim keyifle okuduğum yazılarından bazıları.

Şimdilik bu kadar. Daha sayısız dost edindim blog dünyasında. Hepiniz benim için çok değerlisiniz. Yazıya alamadıklarımla da yorumlarda görüşmek dileğiyle.
Sevgiyle kalın...
Devamını Oku »

15 Aralık 2015 Salı

Merak Ediyorum-Mim

15 Aralık 2015 Salı
Merak ediyorum; takıntılarınızı, sevdiğiniz veya sevmediğiniz genel şeyleri...
Bu güzel mim yazısını, nazik davetine icabeten, yüreklerimizle hissederek dostluk bağlarımızın sıkıca örüldüğü Sevgili Tigris Diriver (Cafe Tigris) için yazıyorum.

Aslında kendimle ilgili cümleler kurmakta zorlanırım. Bakalım nasıl olacak..

Takıntılarım..:
  • Takıntıdan söz açılmışken son derece takıntılı olduğumu belirtmeliyim. Evden çıkarken kapıyı kilitlediğim sahneyi gözümde birkaç kez canlandırmadan emin olmam kilitlediğimden. Aynı şey fırın, ocak, ütü vs. için de geçerli. Yoldan dönmüşlüğüm de vardır sırf bu yüzden.
  • Duaya takıntılıyımdır. Hele ki son zamanlarda bizim ufaklık için "Allah seni korusun.. Allah seni korusun.." diye o kadar tekrarlamışım ki; artık o da "Allah beni korusun.." demeye başladı.:)
  • Işıkları söndürmeye takıntılıyımdır. Zaten çok ışık gözlerimi rahatsız ediyor. Ellerim sürekli elektrik düğmelerindedir. Bu konuda o kadar ileri gitmişim ki; kızlarım ders çalışırken odanın ışığını kapatmışım bir defasında..:) "Anne, ders çalışıyoruz!"
  • Takıntı tasarrufa dönüştü. Ama musluklara da takıntılıyım. Akmasın. Damlamasın mümkünse. Hele ki gece, şıp şıp diye ses kesinlikle olmasın. Uyutur mu o ses insanı? :)
  • Başladığım işi bitirme takıntım vardır. İlla ki bitmeli.
  • Saate bakarım çok. Bu da takıntı sayılabilir. Çocuklar gitti, gelecek diye saat takıntımız da oldu. İyi mi? :)
  • Blog yazmaya başladıktan sonra bir de sosyal medya takıntım oldu. Hayırlı olsun..:)
Sevdiklerim..:
  • Yemekle ilgili bir giriş yapayım dedim. E malum, tarif blogu olunca aklıma ilk olarak o geldi. Neleri sevdiğimi yazayım diye düşündüm.. Aman Allahım! Tüm yiyecekleri seviyorum galiba.:) Ne olacak benim bu yemek tutkum bilmiyorum. Tabi ki sakatat vb. şeyler bu sevgiden nasiplerini alamıyorlar.
  • Tabiatın kokusunu severim. Özellikle portakal, limon ve nergis çiçeklerinin kokusunu.
  • Çiçek demişken tabi en sevdiğim çiçekler nergis ve mor menekşe. Küçükken sahip olduğum bir mor menekşeye bebek gibi bakmıştım. E zamanla bizim bebeklere bakınca, bebek gibi özen isteyen menekşelere bakamadım bir daha. Sağlık olsun.
  • Parıldayan gözleri severim. Nasıl ifade edilir tam olarak bilmiyorum ama; hemen bir şarkı sözü geldi aklıma: "Gözler kalbin aynasıdır." Belki de bu yüzen seviyorum parıldayan gözleri.
  • Güven vermeyi ve güven almayı severim. Hiçbir konuda alıcı olmayı beklemeyen ben, güven almayı severim.
  • Doğruluğu, dürüstlüğü severim.
  • Müzik dinlemeyi severim. Yerli-yabancı, kulağa hoş gelen her türlü müziği dinlerim.
  • Kitap okumayı severim. Aslında okumayı severim. Okumak, okumak, okumak..
  • Çok farklı gelebilir ama vadileri severim. Uçsuz, bucaksız vadilerin derinliğinde kaybolmayı severim.
  • Hiç görmediğim Karadeniz Bölgesini severim. Bulutlara karışan dağlarını severim. Müziğini de apayrı severim.
  • Farklı yerleri görmeyi ve keşfetmeyi severim.
  • Tren yolculuğunu severim.
  • Güneşin doğuşunu sahilden izlemeyi severim.
Sevdiklerimden sanırım sevmediklerime sıra gelmeyecek.. :)

Sevmediklerim:
  • Sevdiklerimi yazarken güvenden söz etmiştim. İşte güvenin sevmediklerimdeki karşılığı 'yalan'.. Yalanı da söyleyeni de hiç sevmem. Yalanın arkası gelir. Bu da güveni yok eder.
  • Yaz aylarını sevmem. Bunun sebebi de sanırım Adana sıcakları. Pastırma sıcağı deyimi artık hiç kalıyor. Küresel ısınma pastırma sıcaklarını bastırdı. Sanırım artık diğer tarafın sıcakları ile yarışır vaziyette durum.. :)
  • Yazı sevmeyen insan kışı sever. Evet kışı severim ama şimşeği, gök gürültüsünü hiç sevmem (korkarım.:)... Şiddetli gök gürültüsü varsa, olağanüstü hal falan ilan edilebilir. O kadar yani...
  • Sigara ve kokusunu hiç sevmem.
  • İçki ve kokusunu sevmem.
  • Dev aynasını sevmem. Buna dev aynasına bakanları da ekleyebilirim.
  • Parayı sevmem. Evet, bazen bana da ilginç geliyor ama parayı sevmiyorum. Hayatın tılsımını yok ettiğini düşünüyorum. Mesela şu anda benim de aklımdan geçtiği gibi sizin de aklınızdan geçebilir: Parayı sevmemek ne demek? İnsan parasız yaşayabilir mi? İşte bu da paranın hayatın tılsımını yok ettiğinin kanıtı.
  • Parıldayan gözleri sevdiğimi yazmıştım. İşte bunun aksine kem bakışları hiç sevmem.
Liste uzar gider. Bu kadarı yeter sanırım. Bir de giriş kısmında "kendimle ilgili cümleler kurmakta zorlanırım" demiştim. Durmasam daha da yazasım var sanki.. :)
Ben de mim davetlerimi yaparak sonladırıyorum yazımı..

Sevdican
Haber Seyri
Nilgin Özen Aydın
Adadeniz
Sulti's

Ve fırsat bulup yazmak isteyen herkes takıntılarını, sevdiklerini ve sevmediklerini yazarak bu mime katılabilirler...
Okuduğunuz için sizlere, güzel davetinden dolayı da tekrar tekrar Sevgili Tigris'e teşekkür ederim..
Sevgilerimle..
Devamını Oku »

6 Ağustos 2015 Perşembe

İyi ki doğdun Ali'm

6 Ağustos 2015 Perşembe
İyi ki doğdun canım oğlum; iyi ki doğdun Ali'm.....
Kara kaşlım, kara gözlüm.....
Bana o minik ellerin huzur veren tatlı kokusunu tekrar yaşattığın için teşekkür ederim. Sen evimize iyi ki geldin. Tatlı gülüşünle yuvamızı iyi ki şenlendirdin Miniğim....
Kalpteki dualar dile gelse, dil sabahtan akşama dua söylese, içime sığdıramadıklarımı anlatmaya yetmez. Ama birkaç tanesini duymak istersen.....

İyi ki doğdun, iyi ki varsın..
Gülen yüzün hiç solmasın..
Üzüntü kapına uğramasın..
Kalbin hiç burkulmasın..
İyiler, iyilikler önünde daim olsun..
Kötüler, kötülükler yolundan ırak olsun..
Gözlerindeki renk hep parlasın..
Bal damlayan dillerin hep güzel söylesin..
Güneş her gününe aydınlık, mutluluk, huzur getirsin..
Dünya, yüzün-gözün hürmetine selametle dönsün..
Kapından duacın eksin olmasın...
Allah'ın merhameti üzerine olsun....

Sen okumak bilmezsin şimdi... Yaşın daha küçük. Ben bu satırları senin 3. yaş gününde karalıyorum. Ama sevildiğini hissedersin, bilirim. Bak sevdiğin pastayı da yaptım senin için. Pasta yemezsin, bakmakla yetineceksin. Buna bile sevineceksin çocuk kalbinle...
Sevincin, neşen bol olsun, kara kaşlım, kara gözlüm.....
İyi ki doğdun canım oğlum; iyi ki doğdun Ali'm....

Benzer yazılar:
İyi ki doğdun Buketim
İyi ki doğdun Bilgem
Devamını Oku »

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Blogger Mim Yazısı

5 Ağustos 2015 Çarşamba
Gülümseyen yıldızım ve ben, bir mim yazısıyla geldik karşınıza... Bloggerlerin adeta bir dayanışma tutumu sergilediği, birbirimizi daha yakından tanımamızı sağlayan mim yazılarndan biri olan bu yazıya 'Blogger Mim Yazısı' adını verdim ben.

Mim yazısını çok değerli iki arkadaşım için yazıyorum. Güzel davetleri için Sevgili Cafe Tigris ve Sevgili Koto-Rin Dünyası arkadaşlarıma çok teşekkür ederim...

Sevgili Tigris değerli bir öğretmen arkadaşım. Bloğunda bir öğretmenin kaleminden dökülen güzel yazılar bulacaksınız. Benden 'uğurum' diye söz etmesinden büyük bir mutluluk ve gurur duyuyorum ve bu yüzden kendisine çok teşekkür ediyorum.

Sevgili Koto-Rin 17 yaşında bir blogger. Birkaç yabancı dil biliyor. Cıvıl cıvıl bir bloğu var.. Sayfasında dünyayı dolaşabilisiniz desem hiç de abartmış olmam.

Haydi bakalım bana yöneltilen soruların cevaplarına:

1- Blogger denilince aklınıza gelen 3 şey nedir?
Blogger, benim 8 ay önce çıktığım yolculukta bildiğim, gördüğüm, öğrendiğim ve yaptığım her şeyin bir özeti... Ve o günden bu güne benim neredeyse ikinci yarım, yaşam biçimim olan unsurdur blogger.

2- Kişisel blogları mı yoksa gezi, güzellik ve moda bloglarını mı tercih ediyorsunuz?
Blog dünyasının ayrı bir güzelliği de farklılıkarın uyum içerisinde bir arada oluşu olsa gerek. Tüm bloglardan farklı tat alıyor ve farklı renkler görüyorum.

3- Blogger olmanızda etkili olan en önemli şey nedir?
Aslında blog dünyası içinde olmak, bir şeyler yazmak ve bunların okunduğunu görmek, olsa olsa bir rüya olabilirdi benim için. Her şey tesadüfen başladı. Bu dünyanın içinde kendiliğinden harmanlanan bir seyir içerisinde yoluma devam ediyorum. Ve bu durum benim yaşam biçimim oldu....

4- Örnek aldığınız bloggerler var mı?
Çok değerli bloggerler tanıdım başladığım günden bu güne. Sevdiğim ve değer verdiğim çok blogger arkadaşım var. Örnek almak konusuna gelince, gözlem yeteneğim sayesinde insanlardan çok şey öğrenebilirim. Bire-bir örnek aldığım bir blogger yok. Yaptıklarım ve yazdıklarım o gün içerisinde kendiliğinden gelişir.

5- Şu anki mesleğin nedir veya hangi mesleği seçeceksin?
Çalışmıyorum. Ama öğretmen olmayı çok isterdim.

6- En sevdiğin blogger arkadaşlarını yazmanı istiyorum desem?
O kadar çok ki... Ama birkaç isim vermem gerekiyorsa mim daveti ile birlikte sevdiğim birkaç blogger arkadaşımın adını buraya yazacağım.

Adadeniz +Saadet Uslu
Bahçe Perim +bahce perim
Haber Seyri +Zülal Garipkuş
Kafası Karışık Blog +Dilek Dilek
Karalamacalarım +Dilek Eren
Nilgün Özen Aydın +nilgün aydın
Renkli Mutfak +Renklii Mutfak
Söz Sanatı +Söz Sanatı 
Sosyal Medya Kafe +sosyalmedyakafe com
Örgü Çantam +hatice yazıcı
Devamını Oku »

16 Temmuz 2015 Perşembe

Hakkımda Bilmediğiniz 11 Şey

16 Temmuz 2015 Perşembe
mim yazısı
Güzel bir mim etkinliği daveti aldım sevgili arkadaşım Adadeniz ve sevgili arkadaşım Aile Albümü'nden. "Hakkımda Bilmediğiniz 11 Şey" bu mim etkinliğinin adı. Bloglar arası güzel bir tanışma ve dayanışma etkinliği bu.

Sorulara yanıt verip diğer arkadaşlarımızı da davet etmek şeklinde devam eden bu etkinliğin bir parçası olarak ben de soruları yanıtladıktan sonra arkadaşlarımı bu etkinliğe davet edeceğim. Ve bu şekilde bu güzel bloglar arası tanışma ve dayanışma etkinliği devam edecek.

Bakalım Hakkımda bilmediğiniz 11 şey neymiş:

1.Elinizde sihirli bir değnek olsa neyi veya neleri değiştirmek isterdiniz ?

O sihirli değnek elime bir geçse bir daha da elimden düşmezdi herhalde. Yapacak o kadar çok şey var ki. Özellikle de çocukların ve masumların ağlamadığı, ezilmediği, açlık ve yokluk çekmediği bir dünya olsun isterdim. Bu açıdan bakarsak sihirli değneğin çok işi var..

2.Mesleğinizi değiştirmek isteseydiniz hangi meslek dalını seçerdiniz veya ne olmak isterdiniz ?

Asıl mesleğim olan muhasebeciliğe artık çok uzaktayım. Aramıza kilometreler girdi artık. Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum öğretmenlik mesleğini yaşım 70 bile olsa yapmak isterdim. Bu boşluğumu da evde çocuklarımla dolduruyorum.

3.Bir gün boyunca aç kaldınız (Ramazanda olduğu gibi ) ilk ne yemek isterdiniz ?

Çok fena..... Kan şekerim düşmüş olacağı için bu sorunun cevabı: Herşey.......

4. Bir dalga olsaydınız nereye vururdunuz ?

O dalgayı karada bile yüzdürür dünya turuna çıkardım. Her yeri görmek istiyorum.

5. Issız bir adada kalsanız yanınıza alacağınız 3 KİŞİ ?

Iııııhhhh!!! 3 yetmez...  Ne o ıssız adaya giderim, ne de 3 rakamının azlığı derdiyle uğraşırım....

6. En çok görmek istediğiniz Şehir veya Ülke ?

Bir dünya turu hiç fena olmaz.... Ama güzel yurdumun güzel Karadeniz topraklarından başlayalım bakalım. Belki gerisi gelir.

7.Asla giymem dediğiniz renk hangisidir ? Neden ?

Turuncu..... Çok renkli, parlak ve göz yorucu oluşundan dolayı..

8.Bayram da ne yapacaksınız ?

Şeker - kolonya....

9.Ölmeden önce yapılacaklar listesine eklediğiniz 3 şey ?

Sevmedim şu üç rakamını. Sığamıyorum içine. Ama öleceğimi bilsem hemen çocuklara kışlık yetecek kadar yiyecek-içecek hazırlarım...

10.Bir uçurumun kenarındasınız tam atlayacaksınız o an aklınıza bir şey geldi o gelen şey nedir?

Aaaa!! Benim uçurumun kenarında ne işim var. Korktuğumu hatırlayıp geri dönerim.

11.Yerde 50 TL bulsanız ne yaparsınız ?

Gördüğüm herkese "bu sizin mi?" diye sorarım. Bir uyanık "evet benim" der çıkar işin içinden.

Size 11 soruda kendimi anlatmaya çalıştım ama uzatırsak bu sohbet bitmez. Benim de cevaplarını merak ettiğim arkadaşlarım var. Katılırsanız sevinirim. Sevgiyle kalın.

+Tigris Cafe Cafe Tigris
+Zülal Garipkuş Haber Seyri
+sosyalmedyakafe com Sosyal Medya Kafe
+Sultan Baspinar Sultiş
Sade ve Derin Deeptone
+Renklii Mutfak Renkli Mutfak
+kibarin mutfagi Kibarın Mutfağı
Devamını Oku »

17 Haziran 2015 Çarşamba

Blog Yazmaya Nasıl Başladım

17 Haziran 2015 Çarşamba
renkli pasta sepeti
Sevgili Deeptone (Sede ve Derin) arkadaşımın sayesinde 6 ay öncesine, blog yazma macerasının başladığı tarihe döndüm. Başlangıç aşamasındaki merakım, ilgim, heyecanım hala devam ediyor. Çünkü her aşaması sevgiyle oluştu ve sevgiyle devam ediyor.

Okumayı, öğrenmeyi, araştırmayı, keşfetmeyi seven biriyim. Daha önceleri okuduğum bloglar gibi benim de bir bloğum olacağı, yazdıklarımın okunacağı, olsa olsa bir hayal olabilirdi. Gerçi yazma merakım vardı. Ama bu daha çok kağıt kalem ile oluyordu. Kağıdın kalemin kokusu bir başka ama klavye ile yazmak da oldukça keyifli. Bir de dostların olur da yazdıklarına tatlı kelimelerle dönüşler alırsan, işte bu tarif edilemez bir güzellik.

Peki neden yemek bloğu? Neden Renkli Pasta Sepeti? Renkli Pasta Sepeti nasıl doğdu?
Eee ben evde sürekli yemek, pasta, börek vs.. yapıyorum da ondan. Malum, evde üç çocuk (ikisine çocuk denemez artık ama neyse duymasınlar.) Okula göndermesi, dönmesi, sabahçısı, öğlecisi, küçük olan onu severdi, bunu sevmezdi derken 24 saatin 16-17 saati mutfağa bağlı geçiyor mu? Evet.. Tüm uğraş, emek mutfak odaklı olunca ortaya bir yemek bloğu çıkar tabi.

Mutfak rengarenk bir yer. Renk renk lezzetler mutfakta bir araya geliyor. Pastalar, börekler, kurabiyeler, yemekler... Hepsi rengarenk. Bu da bloğumun isminin ortaya çıkmasını sağladı. Mutfakta toplanan bu rengarenk lezzet dünyası benim sepetimde yani Renkli Pasta Sepetinde toplandı.

Yaptıklarımı tanıtmak amacıyla ortaya çıktı blog fikri. Nasıl yaparım nasıl tanıtırm derken blog açarken buldum kendimi. Başlangıçta yürümeyi bilmeyen bir bebek gibiydi yaşadığım her şey. Koca bir dünyanın içinde ne yapacağımı bilmez durumdaydım. Çok okudum, çok şey öğrendim. Bloğumu yavaş yavaş yapılandırdım. Bu yapılandırma süreci bir türlü bitmiyordu tabi. İmdadıma sevgili Sosyal Medya Kafe sahibi Sibel Hanım yetişti. Artık bloğumu yapılandırma kaygım yok. Çünkü yaklaşık 2 ay önce Renkli Pasta Sepeti yeni sayfasına kavuştu. Ve ben artık bloğumu yapılandırmakla vakit kaybetmeden tüm enerjimi yazı yazmaya verebiliyorum.

Önceleri daha kısa, acemice yazarken, şimdi yazmalara doymaz oldum. Yemek odaklı yazılarımı kendi bloğumda yazarken, Sosyal Medya Kafe ve Blog Yeni Bilge'de yemeğin yanı sıra farklı konulara da değinme şansı buluyorum. Yazma iştahımı bu sayede doyurabiliyorum.

Geldiğim aşamada bloğum benim için yalnızca yaptıklarımı tanıtmak değil artık. Bu güzel dünyanın içinde olmak, güzel dostluklar kurmak, insanlarla iletişim ve etkileşim halinde olmak, işin ustalarından, işin ehlinden bir şeyler öğrenmek artık ön planda.

Son söz olarak bloğumu iyi ki açmışım, bu dünyaya iyi ki girmişim, iyi ki Renkli Pasta Sepeti var diyebilirim.

Sevgiyle kalın.
Devamını Oku »

3 Haziran 2015 Çarşamba

Ben Küçükken Mimi

3 Haziran 2015 Çarşamba
mim yazısı
Sevgili Deeptone ve Dilek Eren'in beni de mim yazılarına dahil etmeleri ile ben de çocukluğuma gittim biraz. Hem kim kısa süreliğine de olsa çocukluğuna dönmek istemez ki? Teşekkür ederim Deeptone ve Karalamacalarım.


Ben küçükken.......Oldukça sessiz, kendi haldinde bir çocuktum. Baya bildiğiniz uslu, okula gidip gelen, dersine çalışan bir çocuktum. Ne okul öncesinde, ne de okul çağında haşarılıklarım falan da olmadı.

En büyük eğlencem hafta sonları dedemlerin tarlasında kuzenlerimle koşup oynamaktı. Tarla sulanan kanallardaki çamurları yoğurup kendimize oyuncaklar yapardık. (Şimdilerde bu kadar hamur yoğurmak da oradan geliyor olsa gerek. :) )

Ağaca tırmanmaktan, önceleri çok korksam da sonradan çok sevdim.. Papatyalardan taç yapardık birlikte..

İpek böceği besledim bir dönem. Çok severdim onları. Dut yaprakalrıyla özene bezene besler, kozaya girip, kelebek olarak çıkma evrelerini sevinçle izlerdim. Sonradan çocuklarım için de eve ipek böceği getirdim ama benim kadar ilgilenmediler..

susam sokağı
Susam sokağını ve sevimli civciv calimero'yu çok severdim. Hiç kaçırmazdım diyeyim.

Özellikle kış günü okuldan eve döndüğüm saatleri çok severdim. Çünkü ev nefis çorba kokardı. Şimdi o çorbaları ben yapıyorum.:)

Bakkaldan pek bir şey almazdık. Ama cino'yu bilen bilir. Cino alırdım bakkaldan hep. Şimdilerde cino görsem çocukluğum gelir aklıma. Ama tadı aynı değil.

Rahmetli babam o zaman tek kanal olan TRT'den sürekli haber izlerdi. Haber bültenleri de şimdiki kadar hareketli değildi. Zaten ekran siyah-beyaz. Siyasi liderlerin fotoğrafları ekrana gelir, söylemlerini spiker dile getirirdi. Ben bunun ne olduğuna bir türlü anlam veremezdim. Ama belli ki çok önemli şeylerdi. Babam sürekli izlediğine göre.

istiklal marşı
Televizyon demişken; TRT sabah belli bir saatte açılır, akşam belli bir saate kapanırdı. Her açılış ve kapanışta İstiklal Marşı okunurdu. Pür dikkat onu izlerdim.

Bir de çocuk korolarını çok severdim. Bir gün o çocukların yerinde olmak isterdim. Ama sanırım çocuk korosuna katılmak için biraz geç kaldım..:)


barış manço
Barış Manço'yu da unutmamak gerek. 7'den 77'ye programı unutulur mu. Adam Olacak Çocuk köşesi, çocukların hünerlerini sergilediği bir bölümdü. Tabi ki Barış Manço'nun eşsiz sunumu ve enerjisi ile. Keşke şimdi de çocuklar için böyle güzel programlar yapılsa.

Ne  çok şey hatırlattı şimdi bana bu mim yazısı. Bir ayıcığım vardı çok sevdiğim, peluş. yanımdan ayırmazdım.

Bayramdan önceki akşam, şaka değil ayakkabılarımı baş ucuma koyardım. Hadi yatağın başına diyelim.:) Sabahı iple çeker, erkenden uyanır bayram coşkusunu yaşardık ailecek. Bayramda şeker toplardım ama şekeri hemen açıp yemezdim. Nerdeyse eriyene kadar avuç içimde tutar, eve dönünce yerdim..:) Çocukluk işte.

Anlatmakla bitmez bu yazı. İyisi mi ben bu mim yazısını cevaplamak isteyen herkese ve cevaplarını merak ettiğim birkaç arkadaşıma göndereyim. Gerek mim yazılarınızı, gerekse yorumlarda değineceğiniz çocukluk anılarınızı seve seve okuyacağım.

Hüzün Sarısı
Cafe Tigris
Sosyal Medya Kafe
Kızsal Şeyler
Zeynonun Mutfağı
Kafası Karışık blog
Nilgün özen Aydın
Sevgiyle kalın.
Devamını Oku »

3 Mayıs 2015 Pazar

Mim yazısı- Depresyonda mıyım?

3 Mayıs 2015 Pazar
gülen yıldız mim yazısı
Bu şirin yıldız, benim mim yazılarımın sembolü haline geldi. Pek de sevimli... Bu şirin yıldız gülümsediğine göre, bir mim yazısı geliyor demektir. Mim yazımın konusu, depresyon....

Sevgili arkadaşım Tigris Driver tarafından gönderilen mim sorularını severek yanıtlayacağım...

1- Depresyona ne sıklıkla girersin?

Biri depresyon mu dedi?

Hayatımda depresyona yer yok.
Kapıyı çalsa da, geçiş yok.
Eee 3 çocuğa yetmeye çalışırken, depresyona ayıracak vakit de yok.
Can sıkıntılarına depresyon diyecek halim de yok..

E ne var o zaman?

Kış varsa, yaz da var.
Güz varsa, bahar var.
Bu gün biterse yarın var.
Dert varsa, çare de var.
Karanlığa güneş var.
Umut varsa, her şey var.

2- Bu gibi durumlarda ne dinlersin?

Hayatımın her evresinde, 90'lar müziğinin önemli bir yeri vardır. O dünyada kaybolabilirim saatlerce.... Slow tarzda tabi....
Sezen Aksu
Nazan Öncel
Burak Aydos
Candan Erçetin
Tarkan
Ve daha sayamadıklarım, pop slow tarzın vaz geçilmezleri.
Bir de türkü deryasına dalarsam, orada kalayım bir müddet. Huzur, sükunet, nefes, yaşam, herşey türkü.... Onları da sayarsam bu yazı bitmez....

Sevgili Tigris Driver (Cafe Tigris)'e, beni bir süreliğine de olsa iç dünyama gönderip, geçmişle bugün arasında zaman yolculuğu yapma şansı verdiği için teşekkür ederim...

Dileyen herkesin bu soruları vereceği yanıtları seve seve okuyabilirim....
Sevgiler...
Devamını Oku »

19 Nisan 2015 Pazar

Herkesi Davet Eden Mim Yazısı

19 Nisan 2015 Pazar
mim yazısı gülen yüz
Sevgili arkadaşım Kafası Karışık Blog (Dilekçe), bu güzel mim soruları ile beni mimleyince, soruları cevaplamaya koyuldum.

Ama bu kez ben kimseyi ismen mimlemediğim için, herkesi bu mime katılmaya davet ediyorum. Çünkü bir önceki mim yazımda yanlış hatırlamıyorsam dokuz arkadaşımın adını yazdım. Ve bir o kadar isim de içimde kaldı. Yazamadım. Listeyi çok uzatmamak gerekiyor. Ve ben liste hazırlarken çok zorlanıyorum.

Vakti olan tüm arkadaşlarımın cevaplarını bekliyor olacağım.

Peki ben nasıl cevaplar verdim sevgili Dilekçe'ye?

şu çılgın türkler1)En son okuduğun kitap?
Saygıdeğer rahmetli Turgut Özakman'ın tüm kitaplarında olduğu gibi, Şu Çılgın Türkler, tekrar takrar okunası bir kitaptır ve ben de bu kitabı okumaya doymam. Her sayfasındaki yaşanmışlıkları özümser ve ve her defasında maalesef acı çekerim.


2)En son izlediğin film?
Oğlumun doğumundan sonra (yaklaşık üç yıldır) sinemaya
babam ve oğlum
gitmedim. Evde de haliyle çizgi film müptelası olduğumuz için film izleme şansımız yok. Ama en etkilendiğim, ve hayatım boyunca bir film için tek ağlamışlığım olan filmin adını söyleyebilirim. "Babam ve Oğlum". O filmdeki gerçeklik, oyuncuların kabiliyeti, çok içten, senden, benden hislerden oluşması belki beni bu kadar etkileyen.

3)Siyah mı, Beyaz mı?
Beyaz....

4)Tiyatro mu, Sinema mı?
Tiyatro. Oyuncuya yakın olmak, o anı yaşamak, hissetmek benim için eşsiz bir duygu.

5)Mesaj mı, aramak mı?
Kesinlikle aramak derim. Mesaj aramanın yerini tutmaz tabi...

6)Hep olmasını istediğin hayalin?
Her ne kadar hayalperest bir yapıya sahip olmasam da benim de hayallerim var elbette. Ve benim hayallerim çocuklarım üzerine kurulu. Sağlık, mutluluk, huzur ve nasip olan başarılarını görmek benim hayallerimi süsler hep.

7)Gelecekte kendin için ne düşlersin?
Bir düşüm var ama bilemiyorum ki. Renkli Pasta Sepeti

8)Burası olmasa hangi ülkede yaşamak isterdin? Neden?
alp dağları himalaya dağları
Alp dağları... Nerde yeşillik, doğa, orada ben. Çok seviyorum yeşili, doğayı, dağları. Orada da kirlenmemiş bir doğa var. Bu yüzden Alp dağlarında olmak isterdim. Ama ben yine de memleketimde kalayım. Ne işim var ki oralarda? Memleketimin Karadeniz Dağlarına ne olmuş ki?

9)Bloğuma 10 üzerinden kaç verirsin? Devamlılığı için tavsiyen ne olur?
Sevgili Kafası Karışık Blog, bloğuna 10 üzerinden 10 veriyorum. Ben bloğunu gezerken keyif alıyorsam, seni içten ve samimi buluyorsam 10 senin hakkındır.

Şimdiden katılım sağlayacak tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.
Sevgilermle.....
Devamını Oku »

3 Nisan 2015 Cuma

Kendi Kendim(L)e Mim!

3 Nisan 2015 Cuma
gülen yıldız mim yazısı
Yandaki yıldızın gülümseme sebebi, güzel bir mim etkinliğine dahil olmam.

Sevgili Sosyal Medya Kafe, beni bu güzel etkinlikte mimleyerek, aşağıda göreceğiniz soruları cevaplamaya davet etti.Çok teşekkürler Sosyal Medya Kafe.

Bu etkinliği canlandıran sevgili Hüzün Sarısı ve sevgili Kafa Dergi'ye de teşekkür ederim...

Soruları severek ve eğlenerek yanıtladım. Umarım sizler de severek okursunuz.

Bu güzel mim etkinliğini beğenirseniz sizler de Kendi Kendim(L)e Mim! etkinliğine dahil olabilirsiniz. Yorumlarda da istediğiniz soruya kendi açınızdan cevap verebilirsiniz.

Bakalım ben neler söyledim....

1-Bilgisayarın masa üstündeki görüntüsü ne?

Bilgisayarımda oğlumun, canımın içinin fotoğrafı var. Bakışlarındaki masumluk aklımı başımdan alıyor..:) Tüm diğer çocuklarda olduğu gibi..

Bir de büyüdükçe fotoğraf karelerine girmekten uzaklaşan ablalarımız var....:)

Onlar küçükken ekranda onların fotoğrafları olurdu...:)

2-Bir kafeye girdiğinde, genellikle ne sipariş verirsin?
Mis kokulu bir Türk kahvesi...

3-Google'da aradığın en son şey ne?
Bakla yemeğinin fayda ve zararları. Sürekli yemek tarifleri yazarken, bu yemekleri deneyecek kişilere en doğru bilgileri vermem gerekir.
Bakla yemeğini şeker hastalarının dikkatli tüketmesi gerekiyormuş mesela. Yemeğin tarifini vermek olur da, önemli bilgileri vermek atlanır mı.....

4-Mesajlaştığın veya konuştuğun en son insan kim?
Büyük kızım. Okulda öğle yemeği aralarında mutlaka arayıp, küçük kardeşiyle konuşur. Burada ben aracı oluyorum..:)

5-Tiyatroya en son ne zaman gittin?
Çok zaman oldu. Bizim ufaklık henüz kalabalık ortamlardan sıkılıyor. Ablalarımızı tiyatroya bırakıp, biz parka gidiyoruz. Sanırım bir zaman sonra çocuk oyunları izlemeye başlayabilirim.

6-Sinemaya en son ne zaman gittin?
Sinemada da aynı mazeretim geçerli. Ablalar sinemaya, minik abi parka...:) Minik dediğimi duymasın... O büyük..:))

7-Hangi diziyi herkes izlemeli?
Çok fazla dizi takip etmiyorum. Ama şu aralar perşembeleri iple çekiyorum. "Kocamın Ailesi" ailecek favori dizimiz.
Sanırım aile sıcaklığını yansıtan, samimi dizileri seviyorum. Taa Mahallenin Muhtarları'ndan, İkinci Bahar'dan beri durum böyle...
Çok fazla enteresanlık sevmiyorum ben...

8-En son ne tür bir müzik dinledin?
Burak Aydos - Beni Verme Ellere
Genel olarak görüyorum ki, 80'lere 90'lara dönüş var. Oradaki müziklerin yeri bir başkaydı. Oralarda geziyorum daha çok...:)

9-Seni en çok ne çıldırtır?
İyiliğin suistimal edilmesi ve yalan. Bence bunların telafisi yok. Bir insan için fazlasıyla fedakarlık yapabilirim. Ne zaman ki kullanıldığımı anlarım, o zaman gerçekten üzülürüm.....

10-Ne zaman uyanırsın?
Uyumayı çok sevdiğim halde :) Mecburen erken uyanırım..

11-İnternetteki ilk adın neydi?
Her zaman Nahide Zereyak

12-Favori emojin nedir?
Gülen surat..:) :) :) :) :) :) :) :) :) :) :) :)

13-Kedi mi köpek mi?
İkisi de.

14-Kuzey mi güney mi?
Adana.. Yani güney..:)

15-İstanbul ile ilgili en sevmediğin şey?
Trafik ve çok kalabalık oluşu.

16-İstanbul'da en çok sevdiğin 3 semt?
İstanbul'u hiç görmedim. Ama gezme fırsatı bulduğumda göreceğim çok yer olacak.

17-Kafanda genel olarak ne olur?
Ahhhh! Çok kalabalık....:))) 3 çocuk, okul, ders, çocukların eve dönüşünü gözlemek, ne pişirsem, ne ara bloğa birşeyler yazsam......çok çok..:)
Bu listenin en kısa hali....
Ama sanırım en fazla 'ne pişirsem'..:)))

18-Komedi mi dram mı?
Komedi...:) :) :) :)

19-Çay mı kahve mi?
Çay... yok hayır kahve....çay...kahve....İKİSİ.....:)

20-Bu soruları cevaplamadan önce ne yapıyordun?
Oğlumla beraber bir sürpriz yumurta açtık. O şu anda onu yapmaya çalışıyor. Sanırım soruları yanıtladıktan sonra oyuncağı birleştirmek yine bana düşecek. :))

21-Son olarak bir sırrını paylaş..
Buraya yazacağıma göre, herkese açık bir sır olmalı..:)))
İtiraf etmeliyim ki; kahveyi çok da sevmeyerek içiyorum. Ama vaz geçemiyorum da....
En büyük sırrım bu.
Herkes benim kahveyi çok sevdiğimi zannediyor...
Ama gel gör ki; durum öyle mi?
Şşşşşşşş! Kimse duymasın. Onlar benim kahve sevdiğimi düşünmeye devam etsinler. Çünkü kahve sohbetlerini gerçekten çok seviyorum...:))))
Kahve bahane...

Cevaplarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Siz de istediğiniz sorudan başlayabilirsiniz. Okul zamanı tüm soruların cevabını bilsek bile, illa ki öğretmenimize "istediğimiz sorudan başlayabilirmiyiz öğretmenim?" klasik sorusunu sorardık...:))))
Lafı çok uzattım biliyorum. Ama hep tarif yazıyorum. Fırsat bulmuşken içimi sizlere dökmüş oldum.

Ben de bazı blogları mimledim. Mimlediğim bloglar;

Cafe Tigris
Renkli Mutfak
Li10.Net
Nilgünce Tasarımlar
Kafası karışık Blog
Şükran'ca Paylaşımlar
Söz Sanatı
Vişnap

Mimlediğim blogların ve dileyen tüm blogların bu etkinliğe katılmasını bekliyorum.... Sevgilerimle...:)))
Devamını Oku »

28 Ocak 2015 Çarşamba

İyi Ki Doğdun Buketim

28 Ocak 2015 Çarşamba
doğum günü pastası
Canım kızım. Yıllar önce geldiğin evimize sevgini, mutluluğunu, bereketini getirdin.
Ne iyi ettin!
Yaşanmışlığı anlamlandıran anlar vardır insanın hayatında. Ömrümüzün pek az zamanları için geçerlidir, hayatımızın dönüm noktası olmak. Sen de hayatımıza girmekle, ömrümüzdeki sınırlı anlardan birine imzanı attın. Anne olmanın ne demek olduğunu sen öğrettin bana.

Bilmediğim pek çok şeyi öğrettin: Daha sabırlı olmayı öğrendim sayende, daha pratik, daha çözümleyici olmayı öğrendim. Korkularımı yenmeyi öğrendim, sen korkma diye. Güçlü durmayı öğrendim, zayıf olsam da. Bir insanın canının, benimkinden de kıymetli olabileceğini öğrendim.

Sen düşünce ben ahhh! dedim. Hastalıkları yenmede sevginin gücünün ne büyük olduğunu gördüm.
Uyku meğerse zaman kaybıymış. Uykuda geçen zamanların verdiği hasret duygusunun ilacı, nefesini duymakmış.

Nasıl büyüyeceğini merak ederdim hep. Şimdi büyüdün de; yahu ne zaman büyüdü bu kız diye düşünür oldum. Meğer zaman nasıl da akıp gidiyormuş. Arkasından bakakaldık şimdi. Ama mutluyum ki; hayatın her karesi içime çok sindi. Yüreğimi ısıtan sevgi, her geçen gün daha da arttı. Geriye dönüp baktığımda keşkelerim yok şimdi. Çünkü her anı dolu dolu yaşadık beraber. Sevgi dolu, güven dolu, neşe dolu, umut dolu, huzur dolu yaşadık.

Yürümekte olduğun hayat yolunda, çakıl taşları bile takılmasın ayağına. Berrak suların şarıltısı, uğultu olsun kulaklarında. Önünde açılan perdede, en güzel oyunlar sahnelensin.
İyi ki doğdun... İyi ki benim hayatımda var oldun. Gözlerindeki bebek ışıltısının, ömrün boyunca sürmesi dileğiyle.
Devamını Oku »

10 Aralık 2014 Çarşamba

Bir Doğum Günü Yazısı İyi ki Doğdun Bilge'm

10 Aralık 2014 Çarşamba
renkli yaş pasta gökkuşağı pasta

Bugün kızımın, Bilgem'in doğum günü. İyi ki doğdun, iyi ki varsın. Yıllar önce evime gelen, yuvamı dolduran mutluluk. Nazlı bebek. Bu günün genç kızı.

Hiç unutmuyorum, hastayken kucağıma pusup, yavru bir ceylan gibi masum göz süzmelerini. Dün gibi aklımda. Büyütebilecek miyim kaygısını çok yaşadım. Allah'ın sayesinde büyüdün de bak. Şimdi o ürkek gözlerde sevginin sıcaklığını, merhametin yumuşaklığını, duyguların saflığını, kalbin temizliğini, yarının umudunu görüyorum. O sevgiyle ısınıyor, O kalbin temizliğinde ben de arınıyorum.

Bir masal olsaydı hayat, en güzel kahramanın; Bir şenlik olsaydı yarın, en güzel bayramın; bir sahne olsaydı eğer, en kaliteli oyuncunun; bir bahçe olsaydı eğer, en güzel çiçeğin, gök yüzündeki en parlak yıldızın adı olurdun. Bir türkünün en güzel sözleri, bir şiirin en güzel dizelerinin adı olurdu adın. Anlamlı sayılan her şey bu sevginin karşısında anlamsız; değerli sayılan her şey bu varlığın karşısında değersiz oluverirdi. Her güne yeni bir umut, yeni bir heyecan, yeni bir emek sayfası, yeni bir macera katar varlığın.

Bazen büyüdüğümü hissettim bu sevgiyle; bazen büyüklüğünün yanında küçük kaldığımı. Yorgunluğumu istirahatten saydım, uykuyu zaman kaybı. Sevginin kalp kapakçıklarına yaptığı baskıyı hissettim çokluğundan. Kimi zaman omuzlarım çökmedi değil kaygıdan.
Ama olsun; değerdi hepsine, gördüğüm menfaatsiz, karşılıksız sevgi için. Yaşam akıp giderken avuçların içinden, kalem olup yazılıyor yarına iz bırakan anlar.

Yaşam; sağlığın, mutluluğun, huzurun, sevincin için döndürsün sayfalarını. Kalbin coşkuya atsın her yeni güne...

İyi ki doğdun, iyi ki varsın bu sevginin mimarı...
Devamını Oku »